MERT FIRAT

VHABER   22.09.2017

Bursa'nın kültürel doğasına, tarih içinde biriken kültürel özgünlüklerine bakmak istesek; bir tiyatrocu, bir kültür insanı olarak nelere vurgu yapmak istersiniz?  

 

Bursa'da gezmeye ve görmeye değer o kadar çok mekan var ki… Aslında bunların hiçbiri kondurulmuş mekanlar değil; hepsi ihtiyaç durumunda hasıl olmuş mekanlar. Ve tarihin bıraktığı armağanlar, hatıralar ve tarihi hafızalar. Bunlardan biri ve benim de en önemli olanı galiba Uludağ Karacabey. Bir de Bursa'nın merkezi. Merkezde Saat Kulesi'nin olduğu yer ve meydanlar, orta oyunda sıklıkla kullanıldı; bunlar Hacivat ve Karagöz'ün, Pişekar ile Kavuklu'nun mekanları aslında. Dolayısıyla kendi mesleki tarafımdan baktığımda bunlar ön plana çıkıyor. Bir yandan Trilye ve Mudanya da insana ilham veren yerler. Kısacası tarih, arkeoloji ve kültür - sanata meraklı biri olarak Bursa'nın tamamı ilgilendiriyor ancak en çok meydanları heyecanlandırıyor diyebilirim.

 

Bursa gibi adı "yeşil" ile özdeşleşmiş yani doğal güzellik ve özelliklerin öne çıktığı kentlerde, kentli doğasına nasıl sahip çıkar?

 

Aslında sahip çıkmama durumu, kimi zaman da elinde ne olduğunu bilmemekten kaynaklanıyor. Mesela yurt dışına gidip orada kent parklarını görüp "Vay be adamlar neler yapmış" deyip tarihini dinleyen pek çok insan kendi yaşadığı şehirdeki katledilen alanlar ya da hali hazırda elinde olan alanlar hakkında çok da bilgi sahibi olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle çevreyi artısıyla eksisiyle fark edip ona sahip çıkmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla Bursa'da elimizde olan potansiyellerin değerini fark edip bunlara sahip çıkarsak zaten hikaye; tüm bunların gitgide bizim olduğu, hafızanın geri geldiği bir yere doğru gidecek.