RADİKAL ÇÖZÜMLER

VHABER   23.06.2016

Dünya da mimari anlayış da değişiyor...

15. Venedik Mimarlık Bienali küratörü Alejandro Aravena'ya göre "İnsanların daha kaliteli bir çevrede yaşaması, dolayısıyla da yaşam kalitelerinin artması için kazanılması gereken çok savaş var"...

Burada neredeyiz?

Neden bir nefes almayasın?

Bu yerin gücü ne?

Güneş ne zaman doğar?

Rüzgar hangi yönde eser?

Çok mu soğuk çok mu sıcak?

Yağmur ne zaman yağacak?

Ne kadar büyük yeteri kadar büyüktür?

Nasıl var oluruz?

Buradan nereye gideceğiz?

 

Yaratıcılık enerjimizdir...

Yoğunluk kaderimizdir...

İnsanlık yol bulmaya çabalar...

Temiz hava zihnimizi açar..

Yaşam gün ışığında yetişir...

Rüyalar durmak için değildir...

Toprak bizi besler, yeryüzü bizi destekler...

Kültür rehberimizdir...

İnsan boyutu bizim ölçütümüzdür...

Yerel kimlikler düşlerimize ilham verir..

İhtiyacımız olan şey vücut sıcaklığıdır...

İnsanoğlu yol bulmaya çabalar...

Yapı israfı aptallıktır...

İnşa edilmiş bir çevre bizim yarattığımız bir yaşam alanıdır; toplumun kültür ve değerlerini yansıtır...

Bu farklı bakış açılarını içeren sorular ve cevaplar 15. Uluslararası Venedik Mimarlık Bienali'nin ana mekanlarından Arsenale'ye girdiğimde gözüme çarpıyor. İlk izlenim bugüne dek olanlardan farklı; yeni keşifler ve öneriler peşinde bir bienalle karşı karşıya olduğumuz.

Ünlü Şilili mimar Alejandro Aravena'nın küratörlüğünü üstlendiği  "Reporting from the Front / Cepheden Bildirmek" bugüne dek gerçekleşen en politik, en çevreci bienallerden biri olarak bienaller tarihindeki yerini alacağa benziyor.

Mimarlık Bienali'nin iki ana mekanı Giardini ve Arsenale'de sergilenen işlerin büyük bir bölümü göç, tecrit, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, doğal afetler, çevre kirliliği, israf, eşitsizlik, suç gibi tüm dünyanın meselesi olan sorunlara göndermeler içeriyor. Kimisi yersizliğe, yurtsuzluğa kimi mülteci sorunlarına odaklanıyor. Kimi de konut ve yerleşim çözümleri öneriyor.

Venedik Bienali Başkanı Paola Baratta'ya göre "mimari" sanat dalları arasında en politik olanı. Bu kez Mimarlık Bienali bunun gereğini yerine getirmeye, mimarlık ile sivil toplum arasındaki kopukluğu onarmaya çalışıyor.

Alejandro Arevena'nın, Baratta'nın söylediği gibi yeni nesil mimarlar arasında bu gerçekliği en iyi aktaracak isim olduğuna kuşku yok. Bir yandan sosyal konut tasarımlarını kendi internet sitesinden bedelsiz olarak halkla paylaşırken, bir yandan da kapitalist sistemin gereklerine uygun projeler gerçekleştiriyor.

Çağımızın Robin Hood'u...

Bugün 49 yaşında olan Aravena, 1992 yılında Şili Katolik Üniversitesi'ni bitirdikten sonra kendi mimarlık ofisini açar. Mezun olduğu üniversite için Matematik, Tıp ve Mimarlık bölümlerinin yapılarını tasarlar. 2000 - 2005 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışır. 2001 yılında ise Şili Katolik Üniversitesi ve Şili Petrol Şirketi desteğini arkasına alarak Gonzalo Arteaga, Juan Cerda, Victor Oddo ve Diego Torres ile sosyal konut girişimi Elemental'ı kurar.

Devlet desteğiyle evlerin "zor yarısı" denen bölümü inşa ediliyor, yarısı da sakinlerin ihtiyaç ve mali durumlarına göre kendileri tarafından zaman içinde yapılacak gibi boş bırakılıyordu.

Elemental'ın 2004'teki ilk projesi Quinta Monroy konutları dünya çapında ses getirir. 2010 yılında büyük Şili depreminden sonra da aynı yöntem deprem ve tsunami mağduru bir sahil kasabasında ve Meksika'da uygulanır. Bölge halkı için ucuz tam bitmemiş sosyal konutlar üretilir. Teksas St. Edwards Üniversitesi, Vitra Çocuk Atölyesi, Angelini İnovasyon Merkezi ise hayata geçirdiği diğer yapılar arasında...

Kısacası Şilili Aravena, sistemin hem içinde hem de dışında mimari bir kişilik. Ve Bienal'de gerçekleştirmeye çalıştıklarını, nasıl bir çerçeve çizdiğini en iyi kendisi anlatıyor. En iyisi sözü ona bırakmak:

"Mimarlık yaşadığımız yerlere şekil vermek demek. Ne bundan daha karmaşık, ne de bundan daha kolay. Yaşadığımız yerler ise çok çeşitli. Evlerden okul binalarına, müzelerden otobüs duraklarına kadar neredeyse inşa edilmiş tüm mekanları kapsıyor. Hiç biri de sadece zamanın estetik anlayışı ve tasarımcısının yeteneğini yansıtmıyor; içinde kuralları, çıkarları, ekonomiyi, siyaseti, hatta bazen koordinasyonsuzluğu, kayıtsızlığı ve tesadüfleri barındırıyor. Yaşadığımız mekanların bu koşulların kesişmesiyle aldığı biçim hayatlarımızı bazen zenginleştiriyor, bazen de mahvediyor. Şartların zorluğu genellikle karşımıza kaliteye yönelik tehdit olarak çıkıyor. Sermayenin açgözlülüğü ve aceleciliği ya da bürokrasinin tutuculuğu ve sığ görüşlülüğü ortaya banal, sıradan ve sıkıcı çevrelerin çıkartılmasına yol açabiliyor. İnsanların daha kaliteli bir çevrede yaşaması, dolayısıyla da yaşam kalitelerinin artması için kazanılması gereken çok savaş var. Ayrıca unutmayalım ki, hayat kalitesinin artması kavramı, en temel fiziki ihtiyaçların karşılanmasından insan durumunun en bilinmez boyutlarına kadar uzanıyor. Dolayısıyla da inşa edilmiş alanın kalitesinin arttırılması, en somut ihtiyaçların karşılanmasından insanların arzularının yorumlanıp temin edilmesine, bireye saygı duyulmasından kamuya ait ihtiyaçların sağlanmasına, gündelik faaliyete etkin bir şekilde yer açmaktan medeniyetin sınırlarını genişletmeye kadar farklı boyutları içeren bir çaba demek."

Bienali dolaşırken edindiğim izlenim: "Cepheden Bildirmek", geniş bir izleyici kitlesine, bu çabayı gösteren insanların çalışmalarını aktarma misyonunu başarıyla yerine getiriyor.

Aravena, bu sergideki amaçlarının iki boyutu olduğunu; bir yandan mimarinin cevap bulması gereken konuların kapsama alanının genişletilmesini, diğer yandan mimarinin birden çok boyuta odaklanmasını, bir boyutu diğerine tercih etmemesini, farklı alanları birleştirmesini önemsediklerini de söylüyor. 

Aravena'nın kurduğu, anti - kapitalist diyebileceğimiz Elemental yapılanmasının diğer az gelişmiş ülkelerde de uygulanması çağın evsizlik sorununu belki tümden ortadan kaldırmaz ama sisteme nefes aldırabilir.

Çünkü dünya çok zor günler geçirmiş, felaketler atlatmış da olsa, geçmişte hiç bir zaman bugün olduğu kadar farklılıkları içinde barındırmamıştı.

İşte bu kez Alejandro Ravena'nın küratörlüğünü üstlendiği 15. Uluslararası Mimarlık Bienali katılımcıları farklı bakış açıları ve farklı yaklaşımlarla sorunlara mimari çözümler arıyor.

27 Kasım'a dek kendinize bir fırsat yaratın Venedik'e gidip Bienali dolaşın derim...



Sayfanın Başına Dön