MİMARİ BİR MEKAN OLARAK SANAT GALERİSİ

KONUKLAR   23.05.2019

2013 yılında kurulan Versus Art Project, iki ana amaç doğrultusunda uzun ve kısa vadeli olarak ayrışan hedefli projeler üzerinden faaliyetlerini kurgulayan bir sanat galerisi. Galerinin temel odağı; tarih boyunca sürekli evrilen, dönüşen "yer" ve "mekan" kavramları üzerine. Bu kavramları güncel sanatın diliyle yeniden tanımlamak, anlamak, onlar üzerine ve aracılıklarıyla düşünce üretmek için fiziksel özellikleriyle yetinmeyip zihinsel, sezgisel ve algısal deneyime bağlı pratikleri de dahil eden farklı, yeni ve özgün bakış açıları getirmek, galerinin ana motivasyonu oluşturuyor. 

Günlük dilde kullanıldıklarında bu kavramlar anlamsal yakınlıklar kursalar da, tarihteki mekan - yer ikililiği, yerin anlamını, mekan kavramından farklılığını, yer özne ve nesne özne ilişkilerini Versus Art Project sanatsal ve plastik okumalar üzerinden yeniden anlamlandırmaya çalışıyor. Bu derin içerikli ve  çok katmanlı üretim alanı, galerinin izleyiciyle birlikte yaratmak istediği arketip belleğe de katkı sunuyor.

Modernizm sonrası 60'lı yıllardan itibaren mimarlık dünyasında çok daha öne çıkan bu iki kavram, düşünsel üretim pratiğinin de merkezine oturmayı başardı. Daha sonraları "Yer'in Ruhu", "Yer'in Hissi" gibi yeni kavramlar da düşünürler tarafından öne sürüldü. Bu noktada mimarlığın fiziksel pratiği süregelirken kavramlar üzerinden geliştirilen soyut arayışlar ve tanımlama çalışmaları çağdaş sanatın düşünsel ve üretim alanlarıyla ve biçimleriyle doğrudan ilişkiler kurdu. Bu ilişkilenme neticesinde ortaya çıkan referanslar, esin kaynakları ve yapıtsal paralellikler Versus Art Project'in ilgi alanına giriyor.

Yer ve mekan kavramları, öncelikli olarak akıllarda mimari ya da fiziksel tanımlamaya dair çağrışım yapıyor. Ancak ne var ki, bir diğer bağlam üzerinden de "Yer" kavramının "Kimlik" oluşturma durumu söz konusu. Kimlik kavramının aidiyet, kuruluş, hak, yerinden olma, yer edinme gibi birçok yeni kavramın da ilişkilenmesine olanak sağlıyor. Mimari tanımlamalar üzerinden "Yer" kavramının bambaşka bir bağlamda karşımıza politik bir söz söyleme sanatı olarak ortaya çıkması, eleştirel üretimi teşvik eden galerinin ideolojik konumlanmasını da destekliyor.

Galerinin sanatçı seçkisi yıllar içersinde daha da olgunlaşıyor olsa da, genelinde mekan ve mekanın hafızası kavramlarını çalışmalarının merkezinde tutarak üzerinden işledikleri konularda politik, eleştirel, farkındalık yaratıcı, estetik açıdan özgün önermeler üreten bilinçli sanatçılar bu omurgayı oluşturuyor.

Versus, "Yer" anlatısı olarak kent ve kentin dönüşüm sürecinde, bulunduğumuz coğrafyada yaşanan kültürel belleğin tahribatını görünür kılarken merkezde bulunan bireyin kendini var etme mücadelesinde ortaya çıkan / dayatılan kimlik, aidiyet, mülkiyet, haklar, eşitlik gibi küreselleşen yaşamın dayattığı bu problematikleri güncel sanatın diliyle yorumlayarak kayıt altına almayı hedefliyor. Aynı zamanda da belirli bir dönemi kapsayıcı envanterin oluşturmasını sağlıyor. Galerinin öne çıkan sanatçılarından Can Aytekin, Sercan Apaydın, Gökhan Balkan bu süreçleri kağıt ve tuval işler üzerinden anlatırken Yusuf Murat Şen, Metehan Özcan, Ege Kanar gibi isimler bu anlatıyı fotoğraf ve kolaj teknikleriyle güçlendiriyor. Bienal sanatçısı Serkan Taycan ise fotoğrafın yanı sıra kent ölçeğindeki performatif yürüyüşlerle bu tahribat ve dönüşümü bütün çıplaklığıyla görünür kılıyor. (Serkan Taycan'ın İstanbul Bienali'nde gösterdiği "İki Deniz Arası" adlı projesi, Marsilya'daki MUCEM Müzesi'nde Türkiye'yi temsil eden proje olarak seçildi ve müze koleksiyonuna katıldı)  

Galeri, mimarinin düşünsel pratiğininin güncel sanat üzerinden kurduğu estetik ilişkiye, tasarımın sanatla ilişkilendirildiği arayüzlerin üretimine dikkat çekmek adına,  "Europe 40 under 40" genç mimarlar ödüllü ve İstanbul Kent Müzesi'ni projesini tamamlamak üzere olan mimar Alper Derinboğaz ile tasarım bienaline paralel etkinlik gerçekleştirdi. Sanat izleyicisi ilk olarak kendisini Eski Yapı Kredi Kültür Merkezi'nin sağır cephesi üzerine Refik Anadol ile birlikte gerçekleştirdikleri dev dijital yansıtma projesiyle tanımıştı.

Versus Art Project aynı zamanda, her sezon en az iki genç sanatçıyı güncel sanat ortamına kazandırmayı hedeflerken nitelikli ve güçlü kariyer hedefleri olan genç sanatçıların ilk kişisel sergilerine yer veriyor. Bu yıl da ödüllü sanatçı Emirhan Eren'in adını dünyaca ünlü Franko İsviçreli mimar Le Corbusier'nin brüt beton yani ham beton teriminden alan "RAW" sergisini izleyiciye sunuyor. Emirhan Eren, II. Dünya Savaşı sonrasında harabeye dönmüş kentlerin yeniden inşası sürecinde, modern akımın devamında ortaya çıkan Brütalist mimarinin bugünlere miras bıraktığı yapıtların izini sürüyor. İngiltere başta olmak üzere Kuzey ve Güney Amerika, Balkanlar'da ise yoğunlukla Yugoslavya coğrafyasına yayılmış bu ham beton yapıtlar bir dönemin ideolojik temsili olarak askeri, anıtsal ve konut fonksiyonlarda üretilmiş. Sanatçı, sergi için akımın belirli bir dönemi içersinden üretilen 70'li yıllardaki en agresif örneklerinden bir seçki oluşturmuş. Bu eser ve yapılar, anlamsal ve fiziksel formlarının tarihsel evrimlerini yeniden düşünmeye, üzerlerinden yeni bir üretim alanı açmaya soyunuyor. Dönemin ideolojisinin yanı sıra yapısal öğelere referans veren demir ve ham beton heykeller, tarihin dünü ve bugününün güncel sanat üzerinden okuması olarak tanımlanıyorlar. Sanatçı, bölgeye yaptığı gezilerde topladığı görsel kayıtlar sayesinde ürettiği video çalışmasında; kentin uzağında, kırsal alanlara yerleştirilmiş dev anıtların yarattığı plastik algısı ve insan bedeniyle olan ölçek ilişkisine dair bir farkındalık oluşturmaya çalışıyor.

RAW, dönemsel mimarinin referans yapılarını estetik perspektifle görselleştirme ediminin ötesine geçerek Brütalizm'i bir mimari akım anlatısından çıkarıp Versus Art Project'in de odaklandığı arketip bir güncel okuma olarak izleyiciye sunuyor.



Sayfanın Başına Dön