5 PAVYON

MİMARİ   3.01.2020

Mimaride pavyon kelimesinin çeşitli anlamları ve pratik kullanımları var, ama en çok karşılaşılan örnek tek başına bir yapı olarak geçici süreliğine inşa edilenler. Diğer türlerindeyse, ana yapıya eklemlenmiş ya da ayrı bir alanda konumlandırılan ama diğer strüktürlerle biçimsel benzerlikler gösteren tiplerde kurgulanıyor. Latince 'papilio' kelimesinden gelen pavyonlar fonksiyondan çok, görsel bir estetik takdire odaklanarak tasarlanıyor. 2019'un ön plana çıkan pavyonları derledik.

Desert Cast
Dubai Tasarım Haftası kapsamında Kuveyt'li üç tasarımcı Jassim AlNashmi, Kawther AlSaffar, ve Ricardas Blazukas tarafından tasarlanan bu pavyon, çölün ortasında geçmişle gelecek ve yerelle dışarıdan alınan tasarım kimliklerini araştırmayı hedefliyor.

Üçgen Alan
Didzis Jaunzems Arhitektura'ın Latviya'da tasarladığı bu pavyon, fonksiyonel bir sergi alanı olmanın ötesinde mekânsal bir heykel niteliğinde. Üçgen formların birleşiminden oluşan strüktür, beyaz renkteki dikey kumaşların birleşiminden oluşuyor. Hareket edebilen bu kumaşlar, video gösterimleri ve konserlerde farklı ışık ve ses düzenlemelerine de olanak tanıyor.

Steampunk
Estonya'nın Talinn kentinde düzenlenen mimarlık bienalinde yer alan bu pavyonun tasarım süreci Yael Reisner küratörlüğünde gerçekleşti. Buharla eğilen ince ahşap plakalar birbirlerine eklemlenerek hem geçirgen bir yapı oluşturuyor, hem de pavyon gibi geçici yapıların çevreye olan duyarlılığı simgeleyen birer öge olması gerekliliğine vurgu yapıyor.

Pembe Vinil
İspanyol tasarım ofisleri José Selgas ve Lucía Cano tarafından Bruges kentinin kanalında inşa edilen bu pembe renkli vinil strüktür Bruges Triennal’i için geçici süreliğine üretilmiş bir yapı. Şehri ziyaret edenlere misafirperver bir izlenim verme arzusu ile inşa edilen pavyon, çevresinde bulunan kızıl renkli tuğla binalarla da uyum gösteriyor. Yerdeki ahşapların sarıya boyanmasıyla ve vinilin kırmızıya yakın rengi güneş ışığında içeriye parlak bir pembe gölge yaratıyor, böylece pavyon rotası renklendirilmiş oluyor.

Serpentine
Serpentine Pavyonu'nun bu yılki tasarımı; Ishigami'nin, Kensington Bahçesi'nin ortasında yer alan ve taşlardan oluşan ormanı. Zen bahçeciliğinin de temelinde yer alan taş düzenlemeleri, mimarın bu tasarım için ilham kaynağı ancak Ishigami bir şaşırtma yaparak bu taşları yapının çatısına yerleştiriyor. Peyzajın genelde yapıların dışında yer aldığını vurgulayan mimar, strüktürün içinden de görülebilecek taşlardan bir 'orman' fikri yaratıyor. Böylece, peyzaj yapının dışına değil, tam içine yerleşiyor. 



Sayfanın Başına Dön