'EVİN HALLERİ'NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
'EVİN HALLERİ'NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

'EVİN HALLERİ'NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

MİMARİ   7.08.2020

Ana fikri Nevzat Sayın tarafından oluşturulan ‘Evin Halleri’ Atölye Serisi, 1-21 Ağustos tarihleri arasında, bir kısmı öncesinde başlayan, sonrasında da devam etmek isteyenler için açık kalacak olan ortak çalışma süreçlerinden meydana geliyor. ‘Evin Halleri’ Behçet Necatigil’in 1953 tarihli aynı adlı şiiriyle açılıyor. Ana fikir metninde, “pandemi sürecinin olağanüstü koşulları günlük hayatımızı çok farklı noktalarda zorladığına” vurgu yapan Sayın, hiç bir hazırlığımız olmayan bu zorlayıcı koşullarda “alışılmadık uzunluktaki vakitleri evlerimizde geçirince ister istemez evlerimizi ve evlerimizden yola çıkarak ev üzerine düşüncelerimizi de gözden geçirir olduğumuzu” belirtiyor.

Dolayısıyla yaratılan bu atölye serisi, “Ev bir sığınak mı, yuva mı, bizim mi, istediğimiz gibi mi, istediğimiz yerde mi, hep kalabilir miyiz, misafir miyiz, az sonra gidecek gibi miyiz, güvende miyiz, yeterince mahrem mi” gibi pandemi sürecinde düşündüğümüz sorular üzerine tartışmak ve ‘ev meselelere’ olabildiğinde farklı konular üzerinden odaklanmak üzerine kurulu. Çalışmanın sürecin sonunda, bir açık kaynak olarak benzer konularla ilgilenmek isteyen herkesin kullanımında olması hedefleniyor.

Atölye serisini fırsat bilip, çalışmada yer alacak ekiplerin yürütücülerine; (1) kendi ‘ev’ tanımlarını, (2)pandemi sürecinde ‘ev’le ilgili en çok neyi ‘yeniden’ düşündüklerini ve (3)atölye kapsamındaki çalışmalarının neye odaklandığını sorduk.

Abdurrahman Çekim

1.2. Özgül durumları, biricik/likler bağlar/bağlamları yaşanmışlıklarıyla fiziksel çevre / yapı ile çok sıkı fıkı bir ilişki ile arka planda geniş bir imge dünyası ile kavranır ev. Bu bağlamda ve tanımı indirgeyici olacağından tanımlamaktan kaçmayı yeğlerim.  Pandemi süreci sanırım buna vesile oldu.

3. Tek bir çizgi çizmeden, mimarinin öğretilerini, sorunları tanımladığı algılama aralıklarına aralıklarında kaybolmadan, mimari düşünme sistemine, mekaniğine, cazibesine kapılmadan bir "arama-anlama biriktirme" etkinliğine girişmek istiyoruz. Tüm birikimleri erişime açacağımız web platformu sayesinde bazen inşa etme, tasarlama yetisine indirgediğimiz mekanın üretiminin arka planın da daha derinliklerinde zihnin dünyasına dalıp kullanıcı-ev ilişkisini, bağ kurma edimini, yaşanmışlıkları evin kozmosunu anlamaya çalışacağız. Bunu bazen kişisel hikayelerimizde, bazen filmlerde, bazen şiirlerde arayacağız.

Boğaçhan Dündaralp

1. Ev, sen onu nasıl tanımlıyorsan o. Kendin olabildiğin, kendini görebildiğin, duyabildiğin, hep geri döndüğün, aidiyet aradığın, hayatına dair her şeyi yapabilme olasılığını barındıran, sahiplendiğin, yalnız olabildiğin, paylaştığın, bir yer. En önemlisi sana göre dönüşen, seni dönüştüren, sana ayna tutan bir yer.

2. Ev’in; olasılıklarını, her köşesini yeniden dönüştürebilmeyi ve en temelde ne olduğu sorusunu yeniden düşündüm. Evin kendi kadar, dışındaki dünyayı, arakesitinde olup bitenleri nasıl dönüştürdüğünü düşündüm.

3. Tanışıklığımızın 27 yıllık sürecinde, Nevzat Sayın’ın mimarlığa bakışını, ev bağlamında masaya yatıracağız. Amacım, zamanın mimarlık üzerine eklediği katmanları ayıklayarak, Nevzat’ın “tüm zamanlara ait olan” dediği mimarlığa dair temelleri onun üretimleri üzerinden soruşturmak ve mimarlıkla ilgili temeldeki konuları yeniden tartışmak.

Can Altay

1. Kendimizi ürettiğimiz ve türettiğimiz yer. Aşağı yukarı büyük çoğunlukla kabul ettiğimiz bir inanç sistemi aslında.  Tembellik, sarhoş olma gibi haklarımız ve genel ekonomiye dair eylemlerimiz eve sığınmış vaziyetteydi. Ta ki iş de gelip eve yerleşene kadar.

2. Modernitenin iş-boş zaman ayrımı kazanılmış bir hak iken, pandemiyle bu ayrım tekrar muğlaklaştı. Evde kalma imtiyazına sahip kesim olarak sınırlarımızı yeniden inşa etmek durumunda kaldık. Evde üretime girmek, evi içeriden ve yeniden üretebileceğimizi, evle kendimizi de yeniden biçimlendirebileceğimizi hatırlattı.

3. Salgın sonrası daha fazla zaman geçirilen ‘ev’leri nasıl yeniden düşünebiliriz sorusuna cevap arayacağız. Farklı disiplinlerden katılımcıların katkısıyla, her türlü hayal, öneri ve spekülasyona açık olacak çalışmada, barındığımız yapıları içeriden dönüştürecek araçlar, eylemler önermeyi hedefliyoruz.

Cem Sorguç

1. Dışarının tersi. Dışarıya çıkılan, dışarıdan girilen gönüllü mahremiyet. 

2. Aynı evde yaşayan aile üyesi olarak evi paylaşıyor ve kullanıyorum. Bu süreç evin yaşayanlar dahili ilişkilerini, ortak ve müstakil ev kullanımını, dolayısıyla insan ilişkileri üzerinden mekan kurgusunu daha yoğun ve yeniden düşünmeme vesile oldu. 

3. Gündelik şahsi hayatlar, giz, imge, yaşayanın ruh tezahürüyle en yakın temasda olan mimarinin evi ile soyut temsilleri, tasvirleri ile edebiyatın evinin buluştuğu bir yer var olabilir mi? Evi mimari dil ve yöntem dışında şiirin/edebiyatın dili ve yöntemi ile tasarlamak, kurgulamak veya anlamak mümkün mü? Evin şiir hali diyelim.

Herkes için Mimarlık

1. Ev kullanıcısının ihtiyaçları ile şekillenmesi gereken, her insan için temel gereksinim olan bir yer. Ancak bir yandan kullanıcıların şekillenmesinde söz sahibi olmalarının çoğu kez engellendiği, gereksinimin ötesinde ranta dönüştürülmüş bir meta.

2. Pandemi'de süreci tüm çalışanların ev ile ilişkilerini, evin çalışma mekanına dönmesini ya da dışarda çalışmak zorunda olanların evlerindeki yeni gereksinimlerini düşündürttü. Tüm üretim ilişkilerinin
tekrar sorgulanması gerektiğini hatırlattı.

3. Atölyemiz 2018 yılında Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu Vardiya projesi ile başladığımız sosyal ve toplu konut araştırmasının devamı olacak. Uçsuz Bucaksız Azınlık isimli atölyede, çalışanların evlerini nasıl dönüştürdüklerini/ dönüştüremediklerini, imkanlar ihtiyaçlar olanaklar perspektiflerinden inceleyeceğiz.

Kerem Erginoğlu

1. Ev kişisel bir mekan. Göstermek istediğimiz yerini paylaştığımız, çoğu zaman bize ait, bize özel bir yer (aidiyet) . Gizliliğin esas olduğu yerler. Her ne kadar bir takım işlevleri belirlenmiş de olsa da kullanırken istediğimiz gibi şekillendirip süsleyebileceğimiz hacimler (mahremiyet). Döndüğünüzde kendinizi iyi hissettiğiniz yer.

2. Evin yeni işlevleri neler olmalı? Çalışma mekanı, nefes alacak açık alanlar, farklı sayıda köşeler…

3. Atölye çeşitli başlıklardan oluşuyor. Konut ve kişiselleştirme: Bireylerin bu eve kapanma sürecinde evlerini ne şekilde dönüştürdükleri üzerine bir takım çalışması olacak. Geçici toplu yerleşimler: Mevsimlik işçiler ya da bazı başka yapıların dönüştürülerek yaşam mekanları haline getirilmesi üzerine bir odaklanma olacak. Son konu başlığımızda da konut ve yeni olasılıklar üzerine düşüneceğiz.

Merve Akdağ Öner

1. Ev benim için yuva. Dokunabildiğim, biçimlendirebildiğim bir yerin hissini veriyor. Sanırım bilinçaltı olarak, yerini özenle seçebildiğim, kendisine ve çevresine dokunabildiğim, toplumuyla iletişim kurabildiğim bir yer.

2. İnsanların evlerinde çok uzun süredir yaşamamış olduklarını farkettim. Dolayısıyla evle yeniden buluşma, birçok insanda evi ile ilgili bir aydınlanma yaşamasına, uzun süredir duygusal bir bağlanma yaşanmayan eve yeniden bakmaya neden oldu. Bunun nasıl bir fırsata dönüşebileceği, daha katılımcı, üretken mekanlara nasıl ulaşabileceğimiz beni düşündürüyor.

3. Sığınaktan barınağa, tekil evlerden konuta dönüşen yuva kavramı üzerinden bir çalışma yapacağız. Biyokültürel olarak bu coğrafyada çeşitli zorlukların üstesinden gelerek evrimleşen ve güçlenen ev hallerini arkeolojiden halk bilimine uzanan bir zeminde tartışacağız.

Nevzat Sayın

1. Ev en kısa haliyle ferah bir sığınak diye tanımlanabilir.

2. Pandemi sürecinde evin içiyle dışı arasındaki arayüzlerini düşündüm en çok.

3. Bizim atölye antikite, etnisite ve modernite bağlamında geleneksel evin arayüzlerini anlamaya ve bugün Akdeniz ikliminde bir evin nasıl olması gerektiğini bulmaya çalışacak.

Oğul Öztunç

1. En iyi fikirlerimizi keşfettiğimiz, ürettiğimiz, oynadığımız, tükettiğimiz, tamir ettiğimiz, ve bu sonsuz eylemlerin geometrik olmayan izlerini biriktirdiğimiz tuhaf bir mekan. Toplumsal tanımlara sığamayan, anlamı devinen bir olgu.

2. Meskeni 'ev' yapan şeyin içinde yaptığımız eylemler ve onların izleri olduğunu düşündüm.Sosyal izolasyon sürecinde, spor, toplantı, atölye, gibi kentin sunduğu mekanlara ihtiyaç duyduğumuz birçok eylemi evimizin kompartımanlaşan bölgeleri üstlendi ve evimizde kurduğumuz ilişki yoğunlaştı.

3. Atölye merkezine evle kurduğumuz ilişkimizin bazı özelliklerini keşfetmek ve daha önce görüş alanımızda olmayan bir takım örtük durumları ortaya çıkarmak için çizim tekniklerini kullanma fikrini koyuyor. Yapılacak çizim deneyleri; araç olarak bedenimizi, zihnimizi veya evdeki nesneleri kullanan, çizim sürecine veya bakış şeklinin önüne konulmuş engelleri içeren; standartlaşmış çizim tekniklerini bozan talimatlar olarak görülebilir.

Nilüfer Kozikoğlu

1. Ev benim için bir "Snap Point" ya da konum etrafında biriken kişiye özel haller bütünü. Tekrarlarla ve kıymetlerle (ağırlık) şekillenen. Bunların üst örtüsü ve çatısı ise şeklin en görünen hali.

2. Genleşmesi... Zaman geçirdikçe ev büyüdü sanki katlanmış bazı halleri açıldı yeniden biçimlendi.

3. Ev çok bireysel, dönemsel ve yöreye, iklime göre şekillenen bir mevhum. Çiftlikte bahçeden maydanoz koparıp yemeğe katmak gündelik iken şehirde yiyecek kaynağı buzdolabında...Bugün yeniden kendi tarhını balkonda, pencere önünde yatay, dikey örgütlemeye yönelen kentli gibi, kırevinde dijital bir arayüzle farklı ülkelerle bağlanti kurup  iş üretiyoruz. Küreselleşmeden tekrar yerele yoğunlaşan zihinlerin geçmişten derlediği, farklı iklim ve yörelerden çeşitlenen ve yeni teknolojilerle oluşan halleri biçip ekleyip yeni yaşam modelleri ve ona şekille karşılık gelen evleri üretiyor. 

Ömer Selçuk Baz

1. Ev son derece  kişiselleştirdiğimiz bir alan. Kendimize göre üretilmemiş olsa da çeşitli müdahale ve izlerler kendimize ait kılmaya gayret ettiğimiz bir ikinci, üçüncü deri, ten gibi. Ancak tam farkında olamadığımız şey bizim onu biçimlendirdiğimiz kadar o da bizi biçimlendiriyor hatta o bizi daha da çok biçimlendiriyor!

2. Ev zaten rahat ettiğim kendime dönebildiğim bir yerdi. Bu sürenin uzun ve kesintisiliği bu içe dönüşü biraz daha derinleştirmeye fırsat tanıdı.

3. Evden daha çok evin içinde bulunduğu çapraşık evreni yani mahalleyi ve şehri anlamaya çalıaşcağız. Kendiliğinde üst üste yan yana kurulan bu çoklu insiyatiflerin kurduğu yapılardan arta kalan mekanın (!) kendi kestirilemez dinamiklerini simüle etmeye uğraşacağız. 

Tuğba Okçuoğlu

1. Konuttan / barınaktan farklı olarak, ev benim için bir yönüyle çoğul, değişken ve eklemlenerek dönüşen; diğer yönüyle de anıları, belleği, içeren kimlik ve aidiyetin kurucusu, fiziki ve zihinsel bir mekan.

2. Pandemi sürecinde evi yaşama ve de çalışma mekanı olarak deneyimlemek ilginçti. Bu, kapitalist ekonomik düzenin vurguladığı, hatta zorunlu kıldığı ev – iş ayrımını dijital imkanların yardımıyla, en azından çalışan sınıfın belli bir kısmı için, ortadan kaldırmış görünüyor. Birden çok kişilik ailelerde evin mekansal paylaşımıyla ve dijitalizasyonun evdeki mahremiyetle ilişkisiyle özellikle ilgileniyorum.

3. Atölyede evin tasarım ve kurgusunun geçmişten günümüze hijyen koşullarındaki teknolojik ve pratik değişiklerden nasıl etkilendiği; değişen evin toplumsal cinsiyet bakış açısıyla bizi nasıl dönüştürdüğü ve bunların gelecekte konut tasarımına olası yansımları üzerine okuyoruz, tartışıyoruz ve evlerimizden/ yaşam mekanlarımızdan hareketle gelecek projeksiyonları yapıyoruz.

Ufuk Yeğenoğlu Sezgen

1. "Ev "benim için beni ben yapan çok farklı birikimlerin vücut bulduğu mekanlar bütünü. Hayat görüşünün bir tür yansıması. Hem zamansız, hem de zamanla dönüşümlere uğrayan; yaşayan bir organizmadır.

2. Pandemide, dışsal faktörlerin, günlük yaşantı düzenimin değişmesiyle birlikte evle yeterince ilişki kurmamış olduğumu fark ettim. Ev dışında yapılmasını adeta  zorunlu gördüğüm eylemleri evde gerçekleştirebilmenin ilginç bir haz verdiğini; böylece kişisel ve mekansal durumlara daha iyi bağlanılabildiğini; en önemlisi, "ev"in kurgu ve kullanım açısından yorumlama potansiyelinin sandığımdan çok daha fazla olduğunu keşfettim.

3. Pandemi krizinin, tüm dünyanın Hep Beraber ,aynı anda, benzer şekilde ,fakat  farklı coğrafyalarda, izole evlerde Tek Başına yaşanmış olmasından yola çıkarak atölyemizin adı "HEP BERABER / TEK BAŞINA"...... Ekip, pandemide olağandışılaşan  EV-Kullanıcı ilişkisini ,farklı gözlüklerle irdelemeyi ve mimarlara ve farklı profesyonellere evin tasarımıyla ilgili SORULAR üretmeyi hedefliyor !

Yelta Köm

1. Düşündüğüm, ürettiğim, paylaştığım ve başkalarıyla bir araya gelebildiğim yer. Diğer yandan , yerinden edilenleri, parçalara bölünmüş alanlarda yaşayanları, sürekli evlerini değiştirmek zorunda kalanları düşündükçe, "ev"in herkes için aynı olmadığının farkına varmak, bunu akılda tutmak çok önemli.

2. Neoliberal sistemlerin çıktısı olarak, en küçük metrekarede kurulan şahane hayat tasvirlerini çok düşündüm. İhtiyaç halinde, çözüm olarak tasarlasanız da, bir albeni nesnesi olarak sunmanın bu pandemi döneminde sonu geldi.

3. Üzerine çalıştığım yeni teknolojiler ve dijitalleşen dünya meselesini ev bağlamında çalışacağımız atölye,  daha önce beraber çalıştığım E? [Ekrandan Ekrana]  ile olacak. Ekranın karşısında ne var sorusunun peşine düşüp, farklı emek koşulları, veri güvenliği, gözetleme gibi konulardan  eve bakacağız.

#mimari #ev #atölye #atölye çalışması #Nevzat Sayın #evin halleri #COVID-19 #pandemi #Abdurrahman Çekim #Boğaçhan Dündaralp #Can Altay #Cem Sorguç #Herkes için Mimarlık #Kerem Erginoğlu #Merve Akdağ Öner #Oğul Öztunç #Nilüfer Kozikoğlu #Ömer Selçuk Baz #Ufuk Yeğenoğlu Sezgen #Yelta Köm #Tuğba Okçuoğlu


Sayfanın Başına Dön