WEST BUND MUSEUM

MİMARİ   10.01.2020

Eski endüstriyel alanların kültür yapılarıyla mutenalaştırılması son zamanlarda mimaride en bilindik fonksiyon yükleme yöntemi. Kimi zaman eski yapılar restore edilerek yeniden işlev kazansa da, bazen de geniş ölçekli imar planları devreye giriyor ve mevcut binaları tamamen yıkıyor. Şangay’ın tarihi Bund ve Xuhui bölgelerini birbirine bağlayan Huangpu Nehri kenarındaki 8.5 kilometrelik alan da böyle bir planın parçası. David Chipperfield imzası taşıyan yeni West Bund Museum'sa bölgenin sanat galerisi olarak planın ilk yapılarından biri. 

Park ve nehir arasına yerleşen bu kültür yapısı geniş bir nehir terası üzerinde yükseliyor. Üç ana volümüyle 17 metre yüksekliğe kadar çıkan yapıda iki giriş kapısı bulunuyor; ziyaretçiler avludan ana salonlara ulaşabilirken, bir merdivenle yüksek kottaki merkez karşılama alanına da geçebiliyor. Müzenin alt katında eğitim alanları, sanat stüdyoları ve çok amaçlı salonlar yer alırken, nehre bakan geniş cam cephe ardında da müzenin restoranı konumlanıyor. Geniş kolonlar üzerinde yükselen diğer katlar ana sergi alanları, ofisler ve depolama gibi diğer fonksiyonları barındırıyor. 

Yumuşak bir görselliği vurgulamak amacıyla yapı, beyaz renkte ve geniş pencereleriyle ziyaretçileri nehir kenarına ya da çatıdaki terasta seyre davet ediyor. Ayrıca, geri dönüştürülmüş camlar hem gece hem de gündüz panoramik bir şehir manzarası sunuyor. Böylece, West Bund Museum yalnızca bir kültür yapısı olarak değil, ama aynı zamanda farklı işlevlere sahip bir kamusal alan olmayı hedefliyor. 



Sayfanın Başına Dön