YEDİNCİ KITA'YA YOLCULUK

TASARIM   11.09.2019

Küratörlüğünü akademisyen ve yazar Nicolas Bourriaud'nun üstlendiği Yedinci Kıta başlığını taşıyan 16. İstanbul Bienali, 14 Eylül'de kapılarını açtı. Günümüzün en acil konularından ekolojiyi farklı açılardan ele alan eserlere ev sahipliği yapan bienal, insanlığın sebep olduğu doğal veya kültürel atıklara antropoloji ve arkeolojinin araçlarıyla bakan güncel sanat çalışmalarına yer vererek sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açıyor.

16. İstanbul Bienali bu yıl Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nin Tophane'deki yeni binasının yanı sıra Pera Müzesi ve Büyükada'da ziyaretçilerini ağırlıyor. 25 ülkeden 56 sanatçının 220'den fazla eserinin sergileneceği bienale, Türkiye'den 8 sanatçı katılıyor. Birbirinden farklı alanlarda çalışan sanatçıların bienal için özel olarak ürettiği 36 yeni eser de İstanbul'da ziyaretçilerini bekliyor.

Küratör Nicolas Bourriaud, Yedinci Kıta temasını ve izleyicileri sergide nelerin beklediğini şöyle anlatıyor:

"16. İstanbul Bienali'ne hakim olan ve ona adını veren Yedinci Kıta imgesi, Antroposen çağının küresel ısınmayla birlikte en gözle görünür sonuçlarından biri olan, Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki devasa atık yığınına referans veriyor. Popüler bilimde 'Yedinci Kıta' olarak anılan bu kütle, 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde, 7 milyon ton ağırlığındaki bir plastik yığınından meydana geliyor. 

Bu kıta, bilimin ve siyasi eylemin sınırları içinde bulunan bir alandan kaynaklanıyor. Bu imge hepimiz için artık fazlasıyla tanıdık: Sanayi atıklarından görünmez olan okyanusların, plastik torbaların ve kulak temizleme çubuklarının arasında yüzen balıkların ve diğer deniz canlılarının imgesi. Ama 16. İstanbul Bienali, bu kıta düşüncesini ciddiye almak ve bu kaypak alanı insanların ve insan haricindeki varlıkların mecburen bir arada var olduğu, henüz keşfedilmemiş bir arazi olarak değerlendirmek niyetinde. Bir zamanlar Avrupalı yerleşimcilerin göklere çıkardığı 'yeni dünya'nın olumsuz arka yüzü bu. Zor kullanılarak istila ve işgal edilecek bir kıta değil, tam tersine, neredeyse bizim ruhumuz duymadan, bizim yaşam ve üretim biçimlerimizden doğmuş, bizim eserimiz olarak kurulmuş bir millet. Toplumlarımızın aynadaki sureti olan yedinci kıta, yaşamak istemediğimiz, reddedip attığımız şeylerden oluşmuş bir ülke.

Yedinci kıtayı kavrayabilmemiz için bizlere sanatçıların antenleri, onların tercümanlığı, onların antropolog damarı lazım. İsterim ki bu sergiyi gezmeye gelenler, her ne kadar sunulan şeyler aşina gelse de, her sanatçıyı uzaklardaki bir toplumdan haber getiren biri gibi görsün.

Sergiyi ziyaret edecekler olarak sizler de bu sergideki sanatçıların oluşturduğu kabilelere, sizi içinde gezdirecekleri topluluklara, yansıttıkları veya uydurdukları kavramlara ve nesnelere kendinizi bırakıp katılsanız yeter. İşte o zaman siz de bu yeni dünyanın antropologları olup çıkacaksınız".

14 Eylül - 10 Kasım tarihleri arasında ücretsiz olarak gezilebilecek 16. İstanbul Bienali, sergilerin yanı sıra farklı alanlardan isimlerin katılımıyla gerçekleşecek ücretsiz etkinlikleriyle de Yedinci Kıta teması üzerine düşünmeye davet ediyor. Bienalin odağına aldığı sanat, ekoloji ve antropoloji gibi konular arasındaki ilişkilere farklı yaklaşımlar sunan önemli düşünürler, bilim insanları ve sanatçılar bienalin bu yılki kamusal programının katılımcıları arasında yer alıyor. Bienal boyunca bir yandan gündelik yaşantımızın birer parçası olarak kanıksadığımız nesneler ve meseleler tartışmaya açılırken, bir yandan da farklı yaklaşımların bir araya gelmesiyle oluşabilecek yeni iş birlikleri keşfe çıkılıyor. 



Sayfanın Başına Dön