MÜGE AKGÜN'ÜN KALEMİNDEN

VHABER   29.04.2016

‘Geç olmadan eve dön’... Ergenliğe, gençliğe adım atılan, tek başına sokağa çıkılmaya başlanan günlerde sanırım bu cümleyi duymayan yoktur. Ve kuşaktan kuşağa devam eder bu içgüdüsel koruma tepkisi...

Sokakların tekinsizliği kadar, bir yere ait olma ve güven ortamına da işaret eder evler. Gündelik hayatın en önemli sahnesidir de aynı zamanda. Bir çok şey orada var olur, büyür, gelişir.

Barınak, kulübe, mesken, hane, ikametgah, köşk, konak, yalı, yazlık, saray, yurt, yuva, apartman, lojman, site, rezidans ve loft... 

Yukarıdaki kavramların her birinin dönemleri ve işaret ettikleri farklı olsa da ‘barınacak yer/ bir yuva’ insanlığın var oluşundan günümüze nefes almak, su ve yemek gibi en temel gereksinimlerden.

Ama en basit içgüdüsel ihtiyacımız olan evler zaman içinde dallanıp budaklanarak tarihsel ve karmaşık bir soruna dönüşür. Ancak sorunun barınma, mimari ya da kent planlamadan mı, yoksa tümünden mi kaynaklandığını hemen cevaplamak kolay değil.

Beş yılı geride bırakan VitrA ve Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin (TSMD) işbirliğiyle Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi kapsamında düzenlenen ‘Geç Olmadan Eve Dön’ sergisi 19’uncu yüzyıldan günümüze konutların işte bu ekonomiden politikaya uzanan karmaşık serüveninin izlerini sürüyor. 

Serginin İstanbul Modern’deki açılışında konuşan Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu Başkanı Atalay Gümrah’ın vurguladığı gibi VitrA Çağdaş Mimarlık Dizisi mimariye bakış açımızı çok yönlü bir boyuta taşıyor. 

‘Geç Olmadan Eve Dön’ sergisinin küratörlüğünü, mimar Cem Sorguç üstlenmiş.  Sorguç, “İnsanın barınma serüveni binlerce yıl önceye giden, tarihsel ve karmaşık bir konu. Bunun yanı sıra barınak da coğrafi, kültürel, beşeri bağlamlar dahilinde çeşitlenmeye, binlerle çoğalmaya açık. Bugün daha çok telaffuz ettiğimiz konut ve konut sorunu ise Endüstri Devrimi’ne ve Türkiye’de Tanzimat dönemine tarihleniyor. Bu tarihlerden itibaren kimin tarafından, kimin için, nerede ve nasıl yapıldığı, yapılacağı artık bir sorun olarak kabul edilegelen barınmanın çoğul hali, konutun serüveni belirmeye başlıyor” diyor. 

Ceren Oykut, Cevdet Erek, Deniz Cem Önduygu, Funda Uz, Hilmi Tengör, İdil Ergun, İpek Akpınar, Pelin Derviş ve Amina Rezoug’un çalışmalarının yer aldığı, konutun ekonomi-politik hatta sosyolojik yolculuğunun ortaya konduğu sergi bir zaman cetveliyle başlıyor. 

Evden konuta geçen üretimin aktörleri, dolaylı ve dolaysız konut politikaları, etkenler, veriler, sonuçlar ortaya konuyor. Türkiye’de ve dünyada modern dönemdeki konut gelişimiyle bir arada sürdüren edebi geçmiş de bu bölümün zamansal akışına eşlik ediyor.

Serginin ikinci bölümü, bire bir insan-konut ilişkisi üzerinden kullanım alışkanlıklarının ev dahilinde yarattığı mekânsal değişimini, evin mekânsal bileşenlerini, evin donatılarını, tefrişini ortaya koymaya çalışan bir olma halini yansıtıyor ve yapma halinin (yani ilk bölümün) zamansal akışına içeriden bir ilişki kurmaya çalışıyor. 

Cem Sorguç’a göre “İtelemeler, dışlanmalar, yerinden olmalar, gönüllü ve mecburi göçler ile barınma sorunu, süreli ikamet, mülkiyet durumunun ve hevesinin değişimi, evin içi-dışı, içinde yaşayanlar ile dışında yaşayanların farkları, coğrafi kaymalar, çalışma alışkanlıklarının ve formüllerin değişimi, kentsel sınırların iyice muğlaklaşarak küresel bir kent ve periferilerden ibaret bir kainat tezahürüne doğru evrilme hali yüzyıllardır konuşageldiğimiz gibi, yüzyıllarca daha konuşacağımızın işareti”.

Serginin üçüncü bölümü ilk ikisinin bileşkesinin ardından iç-dış değişkenliğine değiniyor: Siz eşyalarınızla yer değiştirirsiniz, eşyalarınız olmadan da yer değiştirirsiniz. Benzer evlerde farklı hayatlar, farklı evlerde benzer hayatlar yaşanır.

AMELE EVLERİ VE KOOPERATİFLER 

Geç Olmadan Eve Dön’ sergisi yaşanılan yerlerle insanların ilişkisinin toplumsal ve kültürel kodlarını örneklerle göstermeye çalışıyor. 

Sergiyi dolaşırken adeta bir zaman tünelinde yolculuğa çıkıyor, 1932’de Zonguldak’ta maden ve kömür işçileri için inşa edilen Kozlu ve Üzülmez Amele evleri gibi işçilerin barınma sorununa çözüm getiren konut kompleksi ya da yine aynı yıllarda başlayan kooperatifler gibi önemli bir çok ilki de öğreniyorsunuz.

Serginin küratörlerinin ortak metinde dile getirdikleri gibi “Konut, tek gerekçesi olan insan yani kullanıcısı ile tamamlanır. Bir kullananı yoksa konuttan, evden bahsedemeyiz. Konut yaşayanı, kullananı ile biçim değiştirir. Kullanıcısına benzer. Gündelik halini, yerelini, alışkanlıklarını, tercihlerini içinde bulur. Bunların değişkenliği kabuğunu, kabuğunun ne olduğu bunları etkilemez. Ev hali değişen barınma koşullarının, gündelik yaşam pratiklerinin, kültürel sosyal yapıların bir mikrokozmozudur”.

Geçmişi on binlerce yıl öncesine uzanan konut insan yaşadığı sürece varlığını sürdürecek kuşkusuz. Ama tabii ki o da değişim ve dönüşümünü hiç yitirmeyecek ve bizler gibi zamana ayak uyduracak. Özdemir Asaf’ın şiirinden bir alıntıyla bitirelim: ‘Kime sorsan evinde bir oda eksik’...

Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi ‘Geç Olmadan Eve Dön/ Konuk Serüveni Üzerine Bir Sergi’ 26 Haziran’a dek İstanbul Modern’de görülebilir. Fırsat yaratın kaçırmayın derim...

Konuk Yazar: Müge Akgün 



Sayfanın Başına Dön