BİR "TASARIM ÜSSÜ" HİKAYESİ

KONUKLAR   17.05.2018

Her yıl Nisan ayında bir "tasarım üssü"ne dönüşen Milano, ayın 17 - 22'si arasında Salone del Mobile'ye 57. kez ev sahipliği yaparak bir hafta boyunca tasarım dünyasının nabzını tuttu. Brera, Tortona ve Ventura Lambrate gibi tasarım zone'larının yanı sıra sokaklara taşan, kısacası 165 ülkeden yaklaşık 300 bin kişinin akın ettiği bir organizasyondan söz ediyoruz. 

 

Peki bu yıl Salone del Mobile'de neler oldu, neler gördük, deneyimledik? Marka ve tasarımcılardan genç yeteneklere, adından söz ettiren iş birliklerine uzanan bir yazı ile karşınızdayız! Söze, tasarım rotamızın ilk durağı Università degli Studi di Milano yani Milano Üniversitesi ile başlayalım. Salone del Mobile kapsamında INTERNI Magazine iş birliğinde gerçekleşen ve farklı ülkelerden pek çok mimar - tasarımcının davet edildiği "House in Motion" sergisi, şehre yayılan yüzlerce yalnızca biriydi. Günümüz dinamiklerini bir araya getiren iki çelişkili kavram olan "ev" ve "hareketlilik" üzerine odaklanarak üniversitenin avlusuna yayılan sergide, Türkiye'den Tabanlıoğlu Mimarlık ve Nurus iş birliğinde tasarlanan "housEmotion" yerleştirmesi yer aldı. Peter Pichler Architecture tarafından tasarlanan ahşap piramit görünümlü "Future Space" avlunun merkezinde kendine yer seçerken Labics imzalı "Visionair" ile Lissoni Associati'nin konteyner evi "My Dream Home" tarihi binaya eklemlenen yerleştirmeler arasındaydı. 

 

Gelelim Mediateca Santa Teresa'da gerçekleşen "Wallpaper Handmade" sergisine… Bu yıl "Wellness & Wonder" temasından yola çıkan Wallpaper Handmade, mekanın tamamına yayılarak yine yeniden özgün tasarım seçkisiyle karşımızdaydı. İç mekanda sergilenen çalışmaların yanı sıra Subrella ile el ele veren Marc Ange’ın "LE ROI" adlı çalışması terasa yayılırken Toilet Paper Magazine ve Lavazza iş birliğinde tasarlanan bar, grafik detaylarıyla tasarım tutkunlarına göz alıcı bir dinlenme mekanı sundu.

 

Söz konusu iş birliği olunca, Salone del Mobile için her yıl bir isim ile el ele veren COS'tan bahsetmemek olmaz. Bu kez Phillip K Smith III ile iş birliği yapan marka, Amerikalı sanatçının Palazzo Isimbardi için özel olarak tasarladığı "Open Sky" ile tasarım haftası boyunca adından söz ettirdi. Palazzo'nun kare formlu avlusuna yerleşen ve plaka aynalardan oluşan çalışmaya detaylı olarak buradan ulaşabilirsiniz. 

 

Ve Salone del Mobile’ye 2008 yılından bu yana katılan VitrA… Marka, Amerikalı tasarımcı Terri Pecora ile yaptığı iş birliğinden doğan Plural banyo koleksiyonunu ilk kez Salone’de tanıttı. VitrA Tasarım Direktörü Erdem Akan ve Terri Pecora’dan dinlediğimiz kadarıyla Plural banyoyu insanların bir araya geldiği bir paylaşım alanı olarak tanımlayarak "sosyal bir merkez" olarak konumluyor. Dolayısıyla bu tasarım felsefesi de koleksiyona, yeni kullanım şekilleri öneren, farklı renk ve boyuta sahip çok yönlü ürünler olarak yansıyor. 

 

Günün sonunda, tasarım - zanaat ekseninde, çoğu zaman inovasyonun da kendini gözler önüne serdiği bir Salone del Mobile macerası geride kaldı. Bireysel deneyimin yanı sıra tasarım dünyasının paylaşım, bir arada olma ve sosyalleşmeye dair ipuçlarını toplayarak ülkemize döndük.

 

Ciao.