DENEYSEL GEOMETRİ

MİMARİ   29.03.2018

Son yıllarda kültürel yapılar, monotonluktan uzak kütlesel form ve yenilikçi malzeme kullanımının öne çıktığı yapılar olarak tasarlanıyor. Steven Holl Architects imzalı Virginia Commonwealth Üniversitesi'ne ait Çağdaş Sanatlar Enstitüsü de aynı şekilde, bu dinamik ve geçirgen mimari dile uygun bir tavır sergiliyor; yan yana ve üst üste yerleştirilmiş blok kütleler, binanın her açıdan farklı bir geometri sunmasını sağlıyor.

 

Üniversitenin sürdürülebilirlik odaklı master planıyla uyumlu, çevre dostu malzemelerin tercih edildiği, yeşil çatısı sayesinde yağmur suyunu absorbe eden, karbon emisyonunu dengeleyen bir yapı var karşımızda. Üstelik cephenin geçirgen tavrı, yapının gün ışığından maksimum düzeyde yararlanmasını sağlarken kullanılan cam malzeme iç - dış mekan ayrımını ortadan kaldırıyor.

 

“Esnek ve geleceği düşünen; çağdaş sanatın olasılıklarına adeta katalizör gibi hizmet veren bir yapı tasarladık. Pek çok çağdaş sanatçının çalışması gibi bu yapı da sanatlar dalları arasına sınır çekmiyor. Akışkan tasarım dili deneyselliğe izin veriyor, cesaret veren bir zemin oluşturuyor”

 

Yapının birinci katında 4.000 metrekarelik alana yayılan galeri, konsept mağaza ve kafe yer alırken merkezde konumlanan ana forum alanından bahçeye doğru bir yönlendirme planlanmış, ki Steven Holl bu mekanı herkese açık bir "Düşünme Alanı" olarak tanımlıyor. Bahçe aynı zamanda, kamuya açık programlar için de uygun bir alternatif sunuyor. Yine bu katta bulunan 240 koltuk kapasiteli salon ise hava şartlarının bahçe kullanımına uygun olmadığı durumlarda toplantılar, film gösterimleri, performanslar ve dersler için kullanılmakta. İkinci kat ise form olarak çatallanan iki galerinin yanı sıra bir laboratuvara ev sahipliği yapıyor. Yapının 4 yeşil çatısından birini oluşturan teras alanı da yine bu katta yer alıyor. Üçüncü katta galeri, yönetim ve toplantı odaları bulunurken ofisler, lobi, workshop alanı, mutfak ve depolama alanları ise yapının en alt katında konumlanıyor.

 

Yapı genel kütlesiyle, çağdaş sanatçıları mekanın sınırlarına hapsetmeden geçirgen yapısıyla kabul ediyor; deneyselliği tetikleyen mimari çizgisiyle sanatçılara sergileme teknikleri üzerine düşünmeyi teşvik eden bir alan yaratıyor.