Tüm Hayatı Bir Odaya Sığdırmak

İÇ MEKAN   17.03.2014

Cthulhu Mitosu'nun yaratıcısı H.P. Lovecraft'in hazin öyküsü, fantastik ve korku edebiyatı tarihinin en ilginç ayrıntılarını barındırır. 1890'da Providence'de doğan Howard, babasının ağır bir psikolojik rahatsızlığın etkisiyle hayatının son günlerine kadar bir akıl hastanesinde yaşamasının ağırlığı altında büyüdü. Annesinin onu nerdeyse evden hiç dışarı çıkarmamasının etkilerini ise hayatının sonuna kadar hissetti. Öylesine tuhaf alerjiler geliştirdi ki, belli bir sıcaklığın üzerinde dışarı çıkamıyordu. Hayatının büyük bölümü yaşadığı evlerde bulunan odalarında yakın çevresine binlerce mektup yazarak geçti. Odaya kapanarak mektup yazmak onda öylesine bir tutku haline gelmişti ki, mektuplara daha fazla para harcayabilmek için bazen uzun süre aç kalmayı bile göze alıyordu. 

Sadece korku edebiyatı için değil, felsefe dünyası için de son derece önemli bir figür olan Lovecraft'i bugün yeniden anmamıza sebep olan ise Tel Aviv'deki bu stüdyo daireden başkası değil. Raanan Stern'in kendi adını taşıyan stüdyosu tarafından tasarlanan 20 metrekarelik bu küçücük çalışma alanı, barındırdığı çok sayıda dolap ve çekmeceyle dolu. Bu bölümler 1940'lı yıllardan bu yana biriktirilmiş özel bir kişisel koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Dört farklı büyüklükte oluşturulan tüm hücre, dolap ve çekmeceler böylesine küçük bir alanın, oldukça kullanışlı bir depo/ofis/ev haline dönüştürülmesini sağlamış. Beyaz huş ağacı malzemeden üretilen bu ahşap konstrüksiyon aynı zamanda, duvara gömülmüş durumda bulunan bir yatak ünitesini de bünyesinde barındırıyor. Kısacası bu daire eğer 100 yıl önce tasarlanabilmiş olsaydı, Lovecraft için kesinlikle biçilmiş kaftan olurdu. 



Sayfanın Başına Dön