TASARIM DÜNYASINDA COVID-19 DÖNEMİ

TASARIM   23.03.2020

Covid-19. Dillere pelesenk olan adıyla Coronavirus. Kendisiyle yaklaşık 3 ay önce tanıştık ancak kolay kolay unutamayacağımızı pek tabii biliyoruz, biliyorsunuz.

Global ölçekte domino etkisiyle neredeyse hemen hemen her sektörü durağan hale getiren bir pandemi dönemi bu. Dokunduğu alanlardan biriyse mimarlık ve tasarım dünyası. Ertelenen Milano Tasarım Haftası, onu takiben Venedik Mimarlık Bienali, kapılarını kapatan ya da tamamlanmasına rağmen açılışı ertelen müzeler... Tüm bu gelişmelere kısa bir zaman dilimi içinde birdenbire şahit olduk. 

Bugünlerdeyse, pandemi döneminin tasarım dünyasını nasıl harekete geçirdiğini konuşuyor, yarattığı kriz ortamında cereyan eden zihin açıcı tartışmaları takip ediyoruz.

Covid-19 tasarım dünyası için bir kırılma noktası olabilir mi?

Trend kahini olarak bilinen Li Edelkoort, Dezeen'e verdiği röportajda bu dönemi 'yeni başlangıçlar için boş bir sayfa' olarak tanımlıyor. Hayatımızın merkezine yerleşen 'sosyal izolasyon' kavramını bir anlamda 'tüketimde karantina' şeklinde yorumlayan tasarımcı, basit bir elbiseyle mutlu olmak, kitap okumak, yemek yapmak, alışkanlıklarımızı yeniden düşünmek ve dahası kendimizi keşfetmek için zaman bulacağımızı, bu farkındalığın mutlaka sistemsel yansımaları olacağını belirtiyor.

Mekansal yaklaşımlar açısından bakıldığında, yaşam ve çalışma alanlarından kentlere uzanan konuların başında hastaneler geliyor. The Washington Post'tan Emily Anthes, ki kendisi ‘The Great Indoors: The Surprising Science of How Buildings Shape Our Behavior, Health, and Happiness' kitabının yazarı, asıl işlevi tedavi etmek olan hastanelerin ironik bir şekilde hastalık yayma riskinin yüksek olması nedeniyle, üzerinde tekrar tekrar düşünülmesi gereken yapılar olduğunu söylüyor.


Roma'da bir hastanede Covid-19 hastaları için hazırlanan oda. © Shutterstock

Pandemi döneminde tasarım dünyasında neler oldu?

Üzerine kafa yorulan, meyvelerini uzun dönemde toplayacağımız tartışmalar bir yana, bu son 3 ay tasarım-inovasyon iş birliğinde önemli gelişmelere sahne oldu. Hava kirliliği nedeniyle bir süredir tasarım dünyasını meşgul eden maskeler, Covid-19'la birlikte yeniden gündeme oturdu. Aralarında vücuda giyilebileni de var, teknolojiye ayak uydurup yüz tanıma sistemlerine uyum göstereni de. New York merkezli LIGC Applications'ın yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştığı Guardian G-Volt'sa bu dönemde kitlesel fonlamaya başlayanlardan. Sahip olduğu grafen filtreleme sistemiyle 0.3 mikrometre ve üzeri partiküllerde %99, bu orandan daha küçük partiküllerdeyse %80 koruma sağlıyor.

"Solunum yolu enfeksiyonları damlacıklarla bulaşır. Bu damlacıklar 5 mikrometreden büyüktür ancak buradaki 5 mikrometre virüsün değil damlacığın boyutudur, virüs daha küçüktür. N95 maskelerse, çok daha küçük çaptaki partiküllerin süzülmesi için uygundur". İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy.

0.3 mikrometre ve üzeri partiküllerde %95 oranında koruma sağlayan N95 maskelere kıyasla koruma istemi daha gelişmiş olan Guardian G-Volt, USB girişiyle kolayca şarj edilebiliyor, temizlenerek tekrar kullanılabiliyor.

Gelelim İtalya merkezli start-up Isinnova tarafından, İtalya'nın Covid-19'dan en çok etkilenen bölgelerden biri olan Lombardiya'da bir hastane için üretilen valflere. Her biri 3 boyutlu baskıyla teknolojisiyle kısa sürede tasarlanan bu parçalar, oksijen maskelerinin solunum cihazlarına bağlanması noktasında kritik rol oynuyor. 


İlk serisinden 10 hastanın faydalandığı valfler, sürece farklı bir yerel şirketin dahil olmasıyla 100'den fazla üretilip kullanıldı.

Frank Chou'ysa pandemi döneminde tasarımı önlem bakımından ele alanlardan. Sterilising Lamp isimli tasarımıyla, kullanıcılarına gündelik kullandıkları objeler için bir hijyen alanı sunuyor. Yaşam ya da çalışma alanının girişinde adeta bir aydınlatma gibi konumlandırılan tasarım, cep telefonu, anahtar ve cüzdan gibi hijyenik açıdan risk taşına eşyaları UV ışınlarıyla birlikte 60 saniyelik bir temizleme sürecinden geçiriyor.

Sosyal medyada görüldüğü üzere, grafik tasarım bu sürecin ek aktif disiplinlerinden biri olarak bir adım öne çıkıyor. Tasarımcıların konuyla ilgili kendilerini sorumlu hissetmeleri; kurallar, tavsiyeler, mesajlar içeren imajlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada, JWDK tarafından 'temiz kal, güçlü kal' mottosuyla hazırlanan posterlere göz atabilirsiniz.



Sayfanın Başına Dön